Victoria ne zaman gözlerini açsa eli hemen amına giderdi. Sabah yatakta gerinirken parmaklarıyla dudaklarını okşar, hafif nefesler çıkarırdı. Duşta, sıcak su memelerinden süzülüp kasığındaki o tatlı ıslaklığa karışırdı.
Markete giderken bile yürüyüşündeki salınım, dar elbiseyle belli olan kıvrımlı götü, karşısına çıkan herkesin kafasını karıştırırdı. Hele güneşlenirken bronz tenine sürdüğü yağla parlayan iri memeleri… uzaktan izleyenleri bile delirtiyordu.
Ama Victoria biliyordu ki bu kendi kendine oynadığı oyunlar yetmezdi. İçinde patlamaya hazır o açlığı doyuracak, sertçe sahip çıkacak biri olmalıydı. Gözlerindeki davet, dudaklarındaki ıslak gülümseme… hepsi “hazırım” diye bağırıyordu.











